| İYTE 2005 ÖSS Puanları| İYTE Eğitim müfredatları | İYTE Akademik kadro | İYTE Forum | İYTE Sohbet | İYTE Fotoğrafları |
|İYTE KÜTÜPHANESİ | İYTE LİS.YÜK LİS.DOKT. PROGRAMLARI |İYTE 2005-2006 AKADEMİK TAKVİM | TAVSİYE ET |

February 14, 2007

İYTE’li Durmuş Ali Demir’i dünya tanıyor…


Prof.Dr.Fizik

O’nun ismine, geçtiğimiz kış İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ne yaptığımız bir ziyaret sırasında rastladım.
İYTE’nin Fen Fakültesi Bölümü’ne geçtiğimizde, tanıştığımız öğretim üyeleri ve öğrencilerin, dekanları Prof.Dr.Durmuş Ali Demir’den büyük bir saygı ve sevgi ile sözettiklerini gözlemledim.
Bize bölümde rehberlik eden Doç.Dr. Ayten Nalbant aracılığıyla da tanıştım.
Karşı karşıya gelir gelmez, bizimle konuşurken bile, O’nun kafasında çok daha farklı şeyler düşündüğünü gözlemledim.
Sanki “bırakın da şu kafamdaki sorulara bir cevap bulayım” dercesine zaman zaman gözümüzün içine bakıyor ama, peş peşe gelen sorularımızı da cevapsız bırakmıyordu.
Konu eğitime gelince, Prof.Dr.Durmuş Ali Demir açıldıkça açıldı.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden, elekrik elekronik mühendisi olarak mezun olan Prof.Durmuş Ali Demir, küçüklüğünden beri fiziğe olan tutkusunu yenemeyip, aynı üniversitenin fizik bölümünü de bitirmiş.
Şimdi, “yüksek enerji fiziği” konusunda dünya otoriteleri arasında yeralıyor.
İşte “fizik dahisi” Prof.Durmuş Ali Demir.
.........................
Durmuş Ali Demir, 1967 yılında çiftçi baba Ali Osman ve anne Meryem Demir’in oğlu olarak, Mersin Silifke’nin bir Yörük Köyü’nde dünyaya gelir. İlkokulu köyünde tamamlayan Durmuş Ali, ortaokula komşu köyde başlar.
Adana’daki akrabaları, eğitimdeki başarı ve isteği karşısında duyarsız kalamaz ve O’nu yanlarına alır.
Ortaokuldan sonra devlet parasız yatılı sınavlarına giren Durmuş Ali, Ankara’da okuma hakkını elde eder.
Devamını kendisinden dinliyoruz: – Küçüklükten beri temel bilimlere çok meraklıydım. Özellikle de lisedeyken fiziğe çok ilgim vardı. Başka dersleri bırakıp fizik çalışırdım. Deneylerle çok fazla uğraşırdım. Okulda pek çok alet yakmışlığım vardır. Kitaplara düşkünlüğümden dolayı da sürekli fiziği takip ederdim.
Lisede çok aktif bir öğrencilik geçiren Durmuş Ali, maddi durumu el vermediği için, üniversite sınavları için dersaneye gidemez ve kendi kendine hazırlanır.
1986 yılında ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü kazanır. Ancak okul masraflarını karşılayacak kimsesi yoktur. İş başvurusu yaptığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden olumlu cevap alan Durmuş Ali, gündüz okula, gece işe gitmeye başlar.
Kendisi o yılları şöyle anlatıyor:

TEK BAŞINA – Herşeyimi kendim karşılamak durumundaydım. Bu bir anlamda bana da özgürlük veriyordu. Ama doğal olarak yorucu ve tempolu bir yaşamdı. Mühendislik bölümünde okurken, içimdeki fizik aşkını bir türlü yatıştıramıyordum. Birinci sınıfın sonunda, değerli hocam Metin Durgut’un yardımı ile, fizik bölümünde yandal olarak eğitim almaya başladım.
1991 yılında, ODTÜ’den elektrik-elektronik mühendisi olarak mezun olan Durmuş Ali Demir, kendisi için hayati önem taşıyan bir karar aşamasındadır.
Mühendis olarak özel bir şirkette işe başlayıp iyi para kazanmaya başlayabilir. Bu durum güzel de, fiziğe olan yoğun ilgisini nasıl bastıracak?
“Bir gece boyunca uzun uzun düşündüm ve farkettim ki, en çok mutlu olduğum zaman, aklımda bir problemin oluşmasıydı” diyen Durmuş Ali Demir devam ediyor:

BİLİM ADAMI OLMAK – Kafamda oluşan problem, günlük hayattan bir olay da olabiliyordu. Onu çözene kadar, yemek, içmek vs. fonksiyonlarımı bile ikinci sıraya bırakabilirdim. Bu bilimin gerektirdiği en önemli şeydir. Örneğin öğrencilerimiz arasında çok zeki bir öğrenci olabilir, kendisi ne sorsak cevaplıyordur. Ama bu bir bilim insanı olmak için kesinlikle yeterli değildir. Çünkü başkasının sorduğu sorulara cevap verebilirsiniz. Bu önemli değil. Soruları kendiniz sormanız önemlidir. Böyle düşününce kendi tabiatımın buna daha yakın olduğunu tespit ettim ve fiziğe devam kararı aldım. Bu, bana göre hayatımda yaptığım en güzel tercihlerden birisidir. Bir diğer isabetli tercihim de eşim…
Mühendis diplomasını bir kenara bırakan Durmuş Ali Demir, ODTÜ’nün Fizik Bölümü araştırma görevlisi sınavlarına girer ve kazanır. Görevi sırasında akademik kariyer de yapan Demir, 2 yılda yüksek lisansını, hemen peşinden 1.5 yılda da “yüksek enerji fiziği” üzerine doktorasını veri. Arkasından da, kazandığı TUBİTAK bursu ile, Amerika’da Pensilvania Üniversitesi’ne araştırmacı olarak gider. 1997 yılında M.Necati Parlar Vakfı Teşvik Ödülü’nün sahibi olur.
Devamını kendisi anlatıyor: – Sanırım Türkiye’de ortalamaya baktığımızda, en uzun süreli doktora sonrası araştırma yapanlardan birisiyimdir. Pensilvania Üniversitesi’nde bir yıl kaldıktan sonra araştırmalarıma devam etmek üzere İtalya’ya gittim.

İTALYA’DA AŞK…
Genç Doçent Durmuş Ali Demir, İtalya’da çalışmalarını sürdürürken, kendisine yıllar sonra “hayatımın en önemli şanslarından biriydi” dedirtecek bir kişi ile tanışır.
Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’nden mezun olan Güleser Kalaycı, Demir’in çalıştığı araştırma merkezinde görevlidir. Bir yemekte karşı karşıya gelirler ve ikisi tanışırlar.
O anı, Durmuş Ali Demir anlatıyor: – Ondan hoşlanmıştım. Ama kendisi çalışmalarını tamamladıktan sonra İzmir’e geldi. Katılmam gereken bir sempozyum gereği ben de İzmir’e geldim. Aslında en büyük nedenim buraya gelip Güleser Hanım’a evlenme teklifi etmekti. Buluştuk. Teklif ettim ve kabul etti. 25 Aralık 2001 tarihinde evlendik. Hemen peşinden de yeni evli çift olarak Amerika Minesota Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak işe başladık.

İYTE YILLARI
Yaptığı çalışmalarla 2001 yılında Sedat Simavi Fen Bilimleri Ödülü’nü kazanan Durmuş Ali Demir, 2003 yılında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) Öğretim Üyesi olarak göreve başlar ve hemen arkasından da profesör olur. 2004 yılında “TÜBA Genç Bilim İnsanı Ödülü”nü alan Demir, aynı yıl İYTE’de Fizik Bölüm Başkanı olur. Yazdığı yayınlar ve makaleleriyle çalışmalarına devam eden genç profesör, 2005 yılında “TUBİTAK Teşvik ödülü”ne layık görülür ve aynı yıl İYTE Fen Fakültesi’ne dekan olarak atılır.

“Bilim alanında hep döküntü topluyoruz”
Uluslararası deneyim sahibi, çifti diplomalı Prof. Durmuş Ali Demir’le, Türkiye’deki bilimsel gelişmeler üzerine de konuşuyoruz: – Bizim sorunumuz, ya acele ediyoruz, ya da geç kalıyoruz. Hep Amerika ve Avrupa önde. Ve biz hep geriden geliyoruz. Bir türlü onlarla aynı frekansta birşeyler yapamadık. Onların arkasından geliyor, onların bıraktığı döküntüleri toparlıyoruz diyebilirim. Uygulama bazında bazı şeyler yapabiliriz. Bizim ülkemize has bitkilerin üzerinde biyoteknolojik bir takım işlemler yaparak belli bir tür ilaç üretebiliriz. Liselerden zeki ve güzel çocuklar yetiştikçe, birşeyler olacağını umuyorum. Örneğin yakın zamanda İsviçre’nin Cenevre Kenti’ndeki CERN Araştırma Merkezi’ne gittim. Burası çok büyük bir merkez. Çalışan kişi sayısı onbinleri aşar. ODTÜ Elektronik Mühendisliği’nden iki öğrenci de burada çalışıyorlardı. Çocuklar benimle tanışmak için yanıma geldi. Başlarındaki yabancı adam şöyle söyledi bana: Sizde başka böyle öğrenci var mı? Çocuklar zehir gibi çalışıyorlar. 8 ayda bitirmeyi planladığım işleri 1 haftada bitirdiler. Yetenekli öğrencilerimiz, gittikleri yerde ülkemizin gururu oluyorlar. Gençlerden ümitliyim. Yeter ki onların önünü açalım.

“Oğlumu sınavdan sınava koşturmak istemiyorum”
Güleser Hanım ile çok mutlu bir evliliği olduğunu anlatan Prof. Durmuş Ali Demir’in 6 aylık Alp Yarkın adında bir oğlu var. “Yarkın”ın kelime anlamının ‘günışığı’ demek olduğunu belirten Prof. Demir, oğlunun isminin böle bir anlam taşımasını özellikle istediğini belirtiyor. Yarkın’ın geleceğini şimdiden farklı alanlara yönlendirmek istediğini anlatan Prof.Demir devam ediyor: – Eşime hep şunu söylüyorum; oğlumuzu bir yarış atı gibi sınav sınav koşturmayalım. Müzisyen olsun, varsın keman çalsın. Hayatın başka tatlarını yakalasın istiyorum. Ülkemizde çocuklar, ortaöğretimde sınava hazırlanıyor, lise ve üniversite derken bütün hayatları bir koşturmaca haline geliyor. Yaşamaya vakti kalmıyor çocukların. Sonra ortaya robot gibi insanlar çıkıyor. Soru çözmeyi, sınavdan sınava koşmayı biliyor ama, hayattan haberleri yok. Ben bunu üniversiteye gittiğimde farketmiştim. Dersaneye gitmemiştim ama dersaneye gidenlerle aramda o kadar fark vardı ki; onların birinci sınıftaki cevapları kalıp gibiydi. Ama ikinci sınıfta yetmedi bilgileri tabi. Ben kendim çözmeye alışmış olduğum için, biraz daha bilinçli davranabiliyordum. Ama dersaneden gelenler, özel yetiştirilmiş, soru tekniğine göre koşullandırılmış insanlardı. Kafalarına yerleştirilmiş kalıplara uymayan sorulara cevap veremiyorlardı. İnsan kendi düşünüp, yapmalı mutlaka.

İYTE’de ve Türkiye’de olmaktan mutluyum
Yurtdışından aldığı sayısız teklifi geri çeviren, bu güne kadar 54 bilimsel yayında imzası bulunan, çok sayıda sempozyuma bildiri sunan Prof.Dr.Demir, İzmir Yüksek teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE)kendisini mutlu hissettiğini belirterek şöyle devam ediyor: – İYTE’de olmaktan ve Türkiye’de olmaktan mutluyum. Elimden geleni de yapmaya çalışıyorum. Bu ülke için, az olabilir ya da kötü olabilir, çalışıp bir şeyler yapmak lazım. Parasal açıdan hiç bir zaman yüksek beklentilerim olmadı. Çok lüks yaşayan insanlar değiliz zaten. Bir evimiz ve eşimin kullandığı bir otomobilimiz var. Onun haricinde şimdilik tek derdimiz, oğlumuzu büyütüp yetiştirmek.

x karenin sinisünün entegrali!
Prof.Dr.Durmuş Ali Demir, temel bilimlere olan ilgisi ile ilgili bir anısını şöyle anlatıyor: – Lisede bir gün İngilizce dersindeyiz. Benim de İngilizcem fena değildi. Hoca ders anlatırken, ben de kendi kendime kafamdaki bir fizik problemini çözmeye çalışıyordum. “X karenin sinüsünün integrali”ni almaya çalışıyorum. Tabi yıllar sonra öğreniyorum ki, bunu yapabilmek çok zor. Öğretmen kızıp sınıftan atmıştı beni.

Yeni Asır
http://www.yeniasir.com.tr/ya2006/09/29/index.php3?kat=sarma&sayfa=dodabasi_sar&bolum=yazarlar

Bulunduğu kategori: Tüm Haberler, iyte'de eğitim
Yazar: Administrator @ 10:02 pm

10 Yorumlar »

  1. böyle şahane bir insanı tanımaktan ve ankarada 4 yılı beraber geçirmekten onur duyuyorum sevgili dostum her zaman mütevazi ve harika kişiliğinle mükemmelsin
    hacı aslan

    Comment by hacı aslan ehaciaslan@hotmail.com — December 3, 2007 @ 5:40 pm

  2. güzel olmuş

    Comment by zenci mustafahanifi@hotmail.com — January 13, 2008 @ 2:11 pm

  3. Okulumuzda verdiği konferansta az da olsa kendisini tanıma şansı elde ettik.Öğrencilerle iletişimi mükemmel ve bilgisinin yanında inanılmaz derecede mütevazide bi insan kendisi.

    Comment by efe dokurlar efedokurlar@hotmail.com — October 28, 2008 @ 4:18 am

  4. irenccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccccc

    Comment by ali m_ati@hotmail.com — November 15, 2008 @ 7:56 pm

  5. ben koruklu köyünden fatih gürübüz
    sen bizim köylüsün ala osmanın oğlusun mütişsin yolun açık olsun

    Comment by fatih fatihgurbuz_33@hotmail.com — February 10, 2009 @ 9:45 pm

  6. irenc yazan yavşak kendi iğrençliğiyle kalsın

    Comment by fatih fatihgurbuz_33@hotmail.com — February 10, 2009 @ 9:46 pm

  7. Sayın abim sizinle gurur duyuyoruz korukludan böyle bir dehanın çıkması bizi elbette gururlandırıyor okuyan öğrenci kardeşlerimiz sizi örnek almalıdır,daha nice başarılara imza atmanızda Allah yar ve yardımcınız olsun.(bende korukludanım)selamlar.

    Comment by mehmet mehmetali_okur@hotmail.com — February 17, 2009 @ 9:04 pm

  8. D. Ali sevgili kardeşim , sen ODTÜ’ ye gitmeseydin benim gibi meteorolojiye mahkum olacaktın , ben o mesleğe 30 yılımı verdim 657 ondurmuyor. Yolun açık olsun.. Yanında ilk baştan beri olduğu gibi yine ben varım..Abin

    Comment by Ahmet DEMİR ahmetdemir57@gmail.com — August 13, 2009 @ 6:47 pm

  9. dayı sen bitanesin varya… ben yegenin selimenin ogluyum.. ben de senin gibi olmaya calışıyorum.. ama nasip işte.. sen o toroslardan çıkabildin… ben de insallah erzzurumun karlı daglarından çıkacağım.. seninle yüzyüze hiç gelemedik. ama insallah senin karsına layık bir sekilde cıkacagımm… kendine iyi bak dayı... allaha emanet ol…

    Comment by birol mersinden_oltuya2533@hotmail.com — November 26, 2009 @ 9:59 pm

  10. dayıcım ben selvinaz.siz demir ailesinin gurur kaynağı,dünya’yı saran bir yıldız olmuşsunuz.başarılarınızın devamını diliyorum…

    Comment by selvinaz silifke_guzeli.33@hotmail.com — November 28, 2009 @ 10:50 pm

Yorum Yap


Site tasarım ve içerik: Dinçer SAVAŞKAN
Katkılarından dolayı Özgür TABAN, Serdar GÖKÇEN ve Dilek ARICA'ya teşekkür ederim.
Get free blog up and running in minutes with Blogsome | Theme designs available here